İSLAM TARİHİNDE BİR İLK, SİVİL İNSİYATİF

Bildergebnis für CEMEL VAKASI

Cemel vakısını farklı okuma…

Malumdurki Hz.Ali (ra) efendimizin zamanı sıkıntılı bir dönemdir. Fakat bu dönem, islam ümmetine bir takım geleneksel davranışlarıda kazandırmışdır.Cemel vakıası olarak tarihde yerini alan Hz.Aişe (rah) ile Hz.Ali (ra) arasında vuku bulan bu savaş, netice itibarı ile değil başlangıcı itibarı ile ele alınması daha doğru olacaktır. İslam tarihi okuyanlar , acaba sorusu ile bir çıkmaza girdikleri bu olay, sadece menfi değil müsbet bir vakıa olarakta değerlendirilmelidir.

Tarihi olayda Hz.Aişe (rah) Hac ibadeti için Medineden mekkeye geldiği yazılıdır.Hac ibadetinin bitiminde ise medineye dönmek için yola çıkar fakat Hz.Osman (ra) şehid edildiği haberi kendisine ulaşınca tekrar mekkeye geri döner. Hz.Ali (ra) halife seçilmişdir. İslam toplumu Halifenin atacağı adımları beklemektedir. Bu sürenin sonunda Halife bir karar verir,bu karar Şam valisini görevden almaktır.Ve yeteri kadar askeri güç topladıktan sonrada Hz.Osman (ra) ın katillerini cezalandıracaktır. 1

Ümmet halifenin kararına iki farklı tavırla karşılık verir.

İlki Hz.Osman (ra) ın katillerininde içinde bulunduğu büyük grup ki bunlar halife ile beraber hareket etme kararı alırlar.

İkinci grup ise beklemeden yana karar verir .2 Bu ikinci grup, biri pasiv beklemeden yanadır ki bunlar Medine ehlidir.Diğeri ise aktiv bekleme ve Halifeye sivil baskı yaparak katillerin biran önce ceza almaları arzusundadırlar.

Ähnliches Foto

İşte islam toplumunun bu ilk sivil grişimi ilerde maalesef provakatörler tarafından müdahale görecektir.

Hz.Aişe (rah) Basradan medineye gelen katillerin gözlerini korkutmak ve Hz.Alinin dikkatini bu noktaya çekmek adına istikameti Basra olarak tercih eder.

Hz. Ali de (ra), Hz. Âişe(rah)nın Basra’ya gittiğini haber alınca devletin bütünlüğünde bir parçalanma, bölünme olmaması için ordusuyla Basra’ya hareket eder ve Zikar mevkiinde konaklar. Hz.Ali (r.a) meselenin barış yoluyla halledilmesi için Ka’ka isminde bir elçisini Hz. Âişe (rah)ya göndererek onlara, tefrikanın fenalığını, birlik ve beraberliğin önemini, her şeyin sulh yoluyla daha iyi hall olacağını anlatmasını istedi. O da bu emir gereğince, Hz. Aişe (rah)nın yanına giderek onlara Hz. Ali’nin görüşlerini: bu yaranın ilâcının sükûnet olduğunu, sükûnet gerçekleştikten sonra her tedbirin alınabileceğini, aksi halde fitne ve fesat çıkacağını, bunun da İslâm’a ve Müslümanlara getireceği sıkıntının büyük olacağını izah etti. Hz.Aişe (rah)da: „Eğer Ali bu fikirde ise, aramızda bir görüş ayrılığı kalmamıştır.“ dedi.

Bu neticeden her iki tarafın mensupları da memnun oldular. Böylece bir istikrar, bir sükûn hali hâsıl oldu. Herkes kendisini emniyet ve huzur içersinde görerek çadırlarına çekildiler.

Bu sulhtan, ziyade rahatsız olan münafık İbn-i Sebe, taraftarlarını toplayarak onlara: „Ne yapıp yapıp savaşı kızıştırmanız ve Müslümanları birbirine düşürüp kırdırmanız lâzım. Şayet bir netice alamazsak, bütün gayretimiz boşa gider; hedefe varamamış oluruz.“ dedi. Ve savaşı başlatmak üzere yeni bir plân hazırladılar. Sabaha yakın saatlerde tatbike koyulacak bu yeni plân gereği, İbn-i Sebe kendi adamlarını Hz. Ali (r.a) ile Hz.Aişe (rah)nın çadırlarının etrafında yerleştirdi. Bunlar daha sonra her iki tarafın çadırlarına baskında bulundular. Gürültü üzerine uyanan Hz.Aişe (rah) taraftarları: „Ne var, ne oluyor?“ diye sorduklarında, İbn-i Sebe’nin adamları, „Hz. Ali’nin adamları (Kûfeliler) bize gece baskını yaptı,“ dediler.3

Fakat kargaşa aklı selim müslümanlar tarafından teskın edilmeye çalışılır, iki grubun liderleri olan Ali (r.a.) ile Aişe (rah)’ın harp etmek gibi bir maksatları yoktur. Onların arzuları sözün bir araya gelmesi idi. Lakin her iki tarafın ayak takımı denen kimseleri oklarla atışmaya başlayınca harbin kıvılcımı tutuşmuş oldu. Nefisler kabardı. Hz.Talha (ra) artık devamlı „Ey insanlar susup dinleyin!“ diyordu. Ama fitne kaynıyordu. Bunun üzerine Talha „Of Of! Ateş böcekleri, hırs canavarları!“ diye söylenerek “ Dün bizler, bizden başkalarına karşı tek yumruk iken, bu gün birimiz diğer kardeşine hücum eden demirden iki dağ haline geldik. Lakin ben, Osman (r.a.) meselesinde kanımın akıtılması ve onun kanının taleb edilmesi dışında başka bir şeyle kefareti ödenemeyecek bir mesuliyet taşıyorum.“ diye dua etti.4

Bildergebnis für CEMEL VAKIASI

Diğer tarafdan da Hz.Ali (ra) meydana bir dellal çıkartıp -ordu arasında- „Dikkat kimseye ok atmayın, onlarla konuşun, zira bu makam öyle bir makam ki, kim burada kardeşini parçalarsa kıyamet günü de kendi parçalanır.“ diye ilan ettirdi.5

Dolayısıyla bu ilk aktiv sivil girişim, islam düşmanları tarafından provaka edilmiş ve bir çok müslümanın şehid olmasına sebeb olmuşdur.İslam toplumunun bu ilk tecrübesi maalesef bugün dahi bir çok müslüman tarafından yeteri kadar anlaşılamamakta ve taraflardan bazen biri bazen diğeri suçlamaktadır. Fakat bu girişim provakaden uzak gerçekleşmiş olsaydı,hz.Muaviye ile yapılan Sıffın savaşı hiç vuku bulmayacak,Kerbela hadisesi cereyan etmeyecekti.Zalim Haccac Kabeyi yıkmayacak ve İmam-ı Zübeyr şehid olmayacaktı.

İslam ümmeti sivil insiyatifden uzak durmamalı gerekirse sivil organizeleri kurumsallaştırmalı ve bu geleneği sonraki nesillere aktarmalıdır. Geçmişdeki provaka edilmiş girişimler gözlerimizi korkutmamalıdır.

Cemel vakıasını birde bu pencereden bakarak irdeleyin belkide Rabbim biz müslümanlara acı ile tedbir dersi vermektedir.

Muzaffer İnanç

1 (Mahmud Şakir,29 bölüm Hz.Ali nin Halifeliği)

2 .(El-Bidaye ven Nihaye)

3 .(Ibnul Esir)

4 .(İbni Sa’d, Tabakat 3/222; Belazuri Ensabu’l-Eşraf 3/44)

5 ,( Muntazam 5/88, 89; Taberi 3/34; Ensabu’l-Eşraf 3/29, 30)

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.