İÇİMİZDEKİ ÇOCUK

Bildergebnis für İÇİMİZDEKİ ÇOCUK

Saygıdeğer köprü dergisi okuyucuları hayata dair yazılarımla sizlerle tekrar buluşmaktan ötürü mutluluğumu bildirmeliyim. Umarım geçtiğimiz sayıdaki ‘’Burada ve Şimdi’’ başlıklı yazımı okuma imkanı bulmuşsunuzdur. Orada bütüncül olarak sıralamaya çalıştığım Kişisel gelişimimizle ilgili konuları detaylandırarak aktarmak istiyorum. Bu sayıdaki konum da İçimizdeki Çocuk oldu.

Başınıza gelen her musibet, kendi ellerinizle yaptıklarınızın sonucudur; üstelik Allah bir çoğunu da affetmektedir. Şura suresi 30

Aslında bu ayeti celile bir çok iç ve dışsal şikayetlerimizin nedenselleğini çok veciz bir uslüpla bize aktarıyor.

İç dünyamızda beynimizde bir anne/baba tarafımız var. Bizler kimi zaman içimizdeki sesten yakınırız, içimdeki ses beni eleştiriyor iç sesim beni sürekli takip ediyor ve bana ne yapmam gerektiğini söylüyor, beni suçluyor, bana acıyor, işte o ses çoğu zaman içimizdeki ana baba tarafımızın sesi. Bizim içimizde bir anne bir de baba tarafımız var. Nasıl oluyor bu? nasıl ki şehirlerin ilçeleri mahalleleri caddeleri sokakları kasabaları köyleri mezraları varsa bizim de içimizde bağlı olduğumuz yerler vardır. Zamanla bu mekanların içimizde şubeleri temsilcilikleri oluyor. Bizim varoluşumuz da önemli yeri olan ana babalarımız, nine ve dedelerimiz çocukluk dönemimizde her an bizimle birliktedirler her an onların gözetimi altında yaşarız, her a’nımızla ilgili yorumlar yaparlar şöyle yapma, böyle yap, şu yanlış, bu doğru diye, bize talimatlar yönergeler kurallar koyarlar. Tavsiyeler verirken bazen kızar bazen eleştirir bazen de suçlarlar. Bu konuşmalar bu eylem ve söylemler iç dünyamızda karışıklık kaos meydana getirir. Zihnimizde ana babamızla ilgili bir yargı oluşur. Tabii bu durum Pedagoji terimiyle izah edecek olursak, ‘’ Güvenli bağlanamama ve güvenli ayrılamama’’ diye tanımlarız.

Ähnliches Foto

Zamanla biz büyürüz ancak bu oluşan içimizdeki yargı düşünce sistemi var olmaya devam eder bizimle birlikte büyür gelişir ve sistem olduğu gibi işlemeye devam eder. Bu yapı kimin de çok belirgin olurken kiminde de belirsiz olarak vardır. Muhakkak ana babamızın bazı olumlu çocuk yetiştirme tarafları vardır. Ancak çoğunlukla eksiktir.

Biz bu çocukluk dönemimizde edindiğimiz ana baba tarafımızın iyi yönlerini sağlıklı bir şekilde korumalıyız. Ancak onların dönemindeki çocuk eğitim modelleri çoğunlukla tensel temasdan uzak korkutma odaklı bir eğitim modeliydi muhakkak ki kendi algı dünyalarına göre haklılık payı vardı. Şimdi onların parametrelerine göre çocuk eğitimi yapmamalıyız. Korku yerine sevgiyi tensel duysal ve görsel iletişimin üç çeşidini de çocuklarımıza edindirmeliyiz.

Biz dünü bugün yaşarsak hayatı dünde yaşamış oluruz.

Çocukluk tarafımız bize iki yön verir bunların birincisi koruyucu ana baba tarafımız. Bu tür ana babaları hemen fark edersiniz abartılı şekilde koruyucu ve kollayıcıdırlar. Aman çocuğum dikkat et!

Hasta olacaksın, üşüteceksin düşeceksin adeta çocuğun üzerine titrerler. Bu durum çocuğun gelişimi için hiçte sağlıklı bir yaklaşım değildir. Bu yaklaşım belki çocuğun fiziksel sağlını geliştirir ancak çocuğun ruh sağlığını geriletir, akli seviyesi büyümez zira onun için her şeyi düşünen bir ana baba vardır onun düşüncesi dondurulmuştur. Ana babanın gölgesi altında çocuğun gelişimi güneş ve yağmur almaz ancak güneşin ve yağmurun bereketiyle çocuk hayata karşı direnç gösterebilir. Bu şekilde yetişen bir çocuk aynı şekilde çocuklarına karşı davranıyor. Bu koruyucu ana baba tarafı gerek kendileriyle olan içsel gelişim süreciyle ilgili aman yavrum düşersin acıkırsın üşürsün yaklaşımları bizim kişiliğimizi baskılıyor, bizim başkalarıyla olan ilişkilerimizde de devreye giriyor, eşimize de sanki çocuğumuzmuş gibi davranıyoruz. Bu durum ilk zamanlarda iyi gelse de beni eşim koruyor kolluyor seviyor dedirtse de zamanla bu tavırlar muhatabı yaşanmaz hale itiyor kendisini esir alınmış gibi hissetmesine vesile oluyor bu da aile içi geçimsizliği hatta ayrılıkları doğuruyor.Bu ana baba tarafımız hem kendimizi hem de bizle yakın ilişkide bulunduğumuz eşimizi çocuğumuzu bıktırır. Biz sürekli ana baba tarafımızı devreye sokarsak muhatabı çocuklaştırmış oluruz. Ben artık çocuk değilim bana çocuk muamelesi yapma deriz ya da karşı taraf iyice çocuklaşır yeter artık büyü deriz. Merhametten bazen maraz doğabiliyor. Biz muhatabın arzu ve isteklerinden ziyade ihtiyaçlarını karşılamalıyız tabii her ihtiyacını değil. Bizler yetişkin taraflarımızı devreye sokmalıyız Yetişkin tarafımızı devreye sokmadığımız müddetçe ne oğlumuzla, ne kızımızla ne eşimizle ne de dışardaki insanlarla sağlıklı iletişim düzeyi yakalayabiliriz. Yetişkin dengeli ölçülü tarafımızı sergileyelim ki muhatapta bize karşı yetişkin tarafını sergileyebilsin. Böylelikle akıllar bir araya gelip ortak akıl ortak bir yol bir araya gelsin güvenli sağlıklı yol bulunabilsin. Aksi takdirde bizim koruyucu ana baba tarafımızı devreye sokmamız karşı tarafında çocuk tarafını devreye sokar, çocukça davrandığı için kızarsın. ‘’ İstedikçe istiyor vermeyince kızıyor mızmızlaşıyor verdiğin zaman şımarıyor başına çıkıyor ve iş artık sürdürelemez hale geliyor. Böylelikle muhatabın yetişkin tarafını meydana çıkmasına engel olmuş oluyoruz. Buradan çıkaracağımız sonuç: Herkesi memnun etmeye çalışmak başlangıçta insanı mutlu ederken, süreç içerisinde yorar ve zamanla yılgınlık, küskünlük kırgınlık ve ya Depresif bağımlılık alametine sevk ettiği kadar, herkesten uzak; hayatla kavgalı olmak da Asosyal/ Şizoitlik sürecine doğru sahibini yönlendirir..

Bildergebnis für İÇİMİZDEKİ ÇOCUK

İfrat/ (yüceltmek) ve tefrit (hiçlemek) hastalıklı ruh halleridir.

Sözlerimi Büyük imam Muhammed bin İdris’ in (Imam- ı Şafii) veciz aforizmasıyla noktalamak istiyorum. ‘’Bunlar benim hata ihtimali olan doğrularımdır. Diğer insan kardeşlerimin muhalif görüşleri de bana göre doğruya ihtimali olan yanlışlardır. İttifak ettiğimiz konularda ortak hareket ederiz, ihtilaf ettiğimiz konularda birbirimize tahammül ederiz.’’

Yılmaz Gün

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.