CANIM ANNEM, ASLAN BABAM

Ähnliches Foto

Çocuk daha dünyaya gelmeden anne ile bağ kurmaya başlar, doğum anında ise bu bağ görünür hale gelir. Annenin kokusu ve dokunuşu çocuğa yabancı gelmez. Kızmak annede kalıcı değilken kırgınlıklar kalıcıdır. Zira anne ile çocuk arasındaki bağın kuvveti fiziksel değil duygusaldır. kızgınlıklar fiziksel sebeblere dayanırken kırgınlıklar duygusal sebeblere dayanmaktadır. Çocuğun annenin elindeki bardağa vurarak düşürüp kırması annede kızgınlığa sebeb olur fakat bir gülüş veya bir dudak büküşle anne bu kızgınlığı unutuverir. Fakat herkesin içinde çocuğun anneye ‚‘‘seni sevmiyorum‘‘ demesi kırgınlağa ve bir ömür boyu hatırlanmaya sebeb olur.

Kim bilir belkide bu yüzden annenin kızması çocukta kırgınlığa sebeb olmazken, annenin kırgınlığı çocukta pişmanlığa ve kalıcı üzüntüye sebeb olur. Annesini nasıl kızdırdığını neşeli bir şekilde anlatan (dünün çocukları) bugünün yetişkinleri onları kırdıkları olayları anlatırlarken gözlerinden yaşlar dökülüverir. Anne ile çocuk arasındaki bağın göstergesi olan duygular daha çocuk dünyaya gelmeden ikili arasında oluşmaya başlar.

Ähnliches Foto

Dolayısı ile çocuk annenin kim olduğunu sorar ve aldığı cevapla yetinir. Zira yemek veren, bakımını yapan, uyutan, gezdiren, seven vb… ihtiyaçlarında birden bire yanında bitiverendir. Karanlıklar onunla aydınlanır, yalnızlıklar onunla giderilir, oyunlar onunla oynanır… O Çocuk için ‚‘‘ Canım Annem‘‘ dir.

Çocuk etrafındakileri süzerken, tanımaya ve anlamlandırmaya çalışırken en çok gördüklerinden başlayarak bunu yapar. Önce kendi vucudunu tanır sonrada onu tutan ve onunla ilgilenenlere yönelir. İşte baba figürü ilk defa burda ortaya çıkar, önce korkar, sonra dokunur, sonra sever ve sonunda onu kabul eder. Fakat bu sevginin çocukta ne kadar devamlı olacağına babanın çocuğuna olan ilgisi belirler. Baba çocuğu ile anne gibi duygusal bir bağ kuramazsa, zamanla var olan fiziksel bağ zayıflar ve iletişimdeki etkisini kaybeder.

Baba nedir? Sorusu bu ilişkinin baba tarafından yönlendirildiğinin bir göstergesidir. Çocuğun gözündeki değer, babanın gayretine ve çabasına bağlıdır. Annenin doğumla kazandığı ayrıcalığı baba çaba ve gayretle kazanmalıdır. Adeta hamilelik fedakarlığının karşılığını anne bu şekilde alırken babanın aradaki mesafeyi kapatması için gayret ve çabası gerekmektedir.

Toplumların karakteri değişiyor. Ekonomik şartlardan dolayı aileler küçüldü. Anne-baba ve çocuklardan oluşan çekirdek aileler olduk. Karı-koca iş bölümü yapmak zorunda. Baba figürü de değişti buna paralel olarak Katı, çocuklarına mesafeli, korkulan, evde olup bitenden pek haberdar edilmeyen, ev içindeki dialoglara ve aktivitelere girmeyen bir adam yok artık. Tam tersine, daha yumuşak, özellikle de çocukla olan ilişkilerde 180 derece değişmiş bir baba var. Çocuk, babadan korkmak değil; babasının onunla oyanmasını, ilgilenmesini istiyor. Çocuk için başkadır baba. Kahramandır o. Günün kurtarıcısıdır. Anneye nefes aldırandır. O çocuğun Aslan babasıdır.

Ähnliches Foto

Çocuğun geleceğini şekillendiren etkenlerden en önemlisinin babanın davranışları olduğunu söyleyen bir sürü araştırma var. Cinsel kimlik kazanılmasında en hassas görev babanın. Erkek çocuk için bir rol model olması gerekiyor evde ki, cinsiyetinin farkına vardığı 3-4 yaşlarında karmaşa olmasın.

Dünyada bir sürü babasız çocuk var. Onlar ne yapacak? Ben de bu soruyu bir pedagog dostuma sordum, cevabı oldukça basitti: ‘Baba yoktur ama dayı, amca, dede, abi vardır. Kendisine model alacağı biri yeterli’ demişti.

Bunun yanında, yapılan çalışmaların sonucunda; iyi bir baba modelinin, çocuğun yeterli özgüvene sahip olmasını sağladığı, sosyal-fiziksel gelişimini desteklemesinin dışında, akademik başarılarını da etkilediği ortaya çıkmış. Amerikalı psikolog Michael Lowis’in tezine göre, anne ile baba arasındaki fark sosyal değil, kültüreldir. Babaların çocuklarıyla ilgilenmemesi, toplumun onlara bu görevi vermemesinden kaynaklanmaktadır. Araştırmalar babanın, çocuğun zihinsel gelişimine büyük yardımlarda bulunduğunu gösteriyor. Babanın etkisi sanıldığından da erken, bebek yaklaşık 6 aylıkken kendini hissettiriyormuş.

Babanın olmadığı veya değersizleştirildiği bir ailedeki yıkımlara çarpıcı örnekler mevcuttur. Elbette karı-koca arasında boşanma olabilir. Fakat baba-çocuk veya anne-çocuk arasında boşanma olmaz, evilikler sona ersede annelik ve babalık bir ömür boyu devam etmelidir.

Ana-Baba

Yazan Erol Dağaslanı

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.