“Müşteri velinimetimdir”

Ne güzel bir deyimdir, kalplere ferahlık veren, gözlerin aydınlanmasına vesile olan ve dahası toplumun her kesimini ‘Veli’, getirdiğini de ‘Nimet’ olarak kabul eden bu deyim. Bu iki kelime, sadece müşteri kavramının arkasından geldiğinde birlikte anılır. Zira içinde hem müjde, hem de mesuliyeti ihtiva eder. Veli ile mesuliyeti, Nimet ile de müjdeyi topluma servis eder.

Bildergebnis für iyi davranmak

Müslüman’a layık olan, ne gaye ile olursa olsun, kendisine, evine ve iş yerine gelen kimseye alaka göstermek, mümkünse arzusunu yerine getirmeye çalışmak; mümkün değilse hoş bir şekilde göndermektir. Zira Allah-u Teala: „İnsanları küçümseyip, onlardan yüz çevirme.“ buyurmuştur.[1]
Hz. Peygamber: „Kim yumuşak sözlü ve huylu olmak nimetine mazhar olmuşsa, büyük hayra mazhar olmuştur; kim bundan mahrum olmuşsa, büyük hayırdan mahrum olmuş demektir.“[2]

 

Tebessümün dahi sadaka olduğu mesajını insanın genlerine yüklemiş olan bu Din, toplum sosyolojisine tarihin en büyük katkısını güler yüze verdiği sevapla sağlamıştır. Zenginliğin nasip olduğu ama en az onun kadar kıymetli olan güler yüzün değerini Hz. Peygamber her fırsatta dile getirmiştir. „Şüphesiz ki siz insanlara mallarınızla yetişemez, onları memnun edemezsiniz. Öyle ise güler yüzlülüğünüz ve güzel ahlakınızla onları memnun ediniz.“[3]

Bildergebnis für iyi davranmak

Toplum kendini tanımlarken iki kesimi her devirde öne çıkarmıştır: İlki erdem sahibi olan kimseler, ikincisi ise zenginlik ve kuvvette üstün olan kimselerdir. İslam, toplum inşasında da bu iki kesime özel bir dikkat çekerek erdemi ve zenginliği ehlileştirme çabası içersinde olmuştur. Erdemin ahlaki ölçülerini koyarak onu filozofların boş lakırdılarından kurtarmıştır. Zenginliği ise mal ve mülk kazanmayı gönül kazanmaya bağlayarak topluma faydalı hale getirmiştir. Hz. Peygamber (sav) de tüccarlara kıstaslar koyarak onlara ticaretteki altın kuralları beyan buyurmuştur. „En temiz ve helal kazanç, konuştuklarında yalan söylemeyen, kendilerine bir şey emanet edildiğinde hıyanet etmeyen, bir şey vaat ettiklerinde vaatlerinden dönmeyen, bir şey satın aldıklarında kötülemeyen, sattıklarında övmeyen, borçları olduğunda savsaklamayan ve alacakları olunca da sıkıştırmayan tüccarların kazancıdır.“[4]

Ähnliches Foto

Hz. Peygamber sadece mescit bülbülleri ve hafızlar yetiştirmemiştir. Onun muhataplarının içinde fakirler ve köleler olduğu gibi tüccarlar ve esnaflar da vardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Müslümanları ticarete teşvik etmiş ve „bereket ticarettedir“[5] buyurarak, dürüst tüccarları övmüştür. „Doğru, güvenilir tacir, peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle beraberdir.“[6] Bütün bu övgüleri yaparken de ticaretin olmazsa olmazlarını kulaklara fısıldamayı unutmamıştır. „Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. Bir Müslüman’ın kardeşine ayıbını açıklamadıkça ayıplı bir malı satması helal olmaz.“[7] Veya başka bir Hadis-i Şerif, „Kusurunu açıklamadığı bir malı satan kimse, daima Allah’ın gazabı altındadır ve melekler devamlı ona lanet ederler.“[8]
Ticaretin ruhu berekettir. İslam, kazancı akıl ve tecrübenin yanında bir de bereket unsuruna bağlamıştır. Dürüstlük ve doğruluk bereket sebebidir. Rifaa bin Rafi (r.a.) anlatıyor. Resul-ü Ekrem (s.a.v.): „Ey tüccar topluluğu!” diye seslendi. Onlar başlarını çevirip bakınca sözüne şöyle devam etti: „Ticaretle uğraşan kimseler (tüccar) kıyamet günü günahkarlar (füccar) olarak diriltilirler. Ancak, Allah’tan korkanlar, yeminlerinde ve sair sözlerinde doğru söyleyenler bunun dışındadır.“[9] Bereket sadece bir temenni değil, aynı zamanda insani bir olgunluğun açığa çıkma şeklidir. ‘Bereketli olsun’ ifadesi halkın dilinde sadece bir temenni değil, ticaretin doğruluk ve dürüstlük üzerine olsun demektir.

Bildergebnis für iyi davranmak

‘Sizin için onda güzel bir örnek vardır’ ilkesi ile Hz. Peygamber (sav) iş ve adamlığın nasıl faydalı bir şekilde bir araya geleceğini anlatmış ve İşadamı portresini insanlığa armağan etmiştir. Ne mutlu Onun armağanına sahip çıkabilen işadamlarına…

 

[1] 31 Lokman, 18

[2] Buhari, BuyÛ, 19,22,44,46;Mlislim,Buyû, 47;Ebu Davud, Buyû,l;Tirmizi, Buyü, 6,26;Nesai,Buyû,4,8,ll;Ahraed MUsned, 2/9,3/402,5/12,17;Hakim,MUsted-rek,2/16

[3] Münavi, Feyzul-Kadir,5/387

[4] Münziri,a.g.e. 2/586.

[5]Beyhaki, Sünenül-Kübra, 6/36; İbni Ebi Şeybe.Musannef, 7/63;MUnavi, a.g.e,3/220.

[6] Tırmizi, Buyü8, 4;Hakim, A.g.e,2/6; Darimi, Buyü, 8.

[7] İbni Mace, Ticarat, 45(2246)

[8] İbni Mace, Ticarat, 45(2247); Münziri, Et- Terğib Vet- Terhib, 2/575;MUna-vi a.g.e.,6/92.

[9] Titmizi, BuyÛ 4; tbni Mace.Ticarat, 3;Darimi, Buyû,7;Hakim. Müstedrek, 2/62.

Letzte Artikel von Muzaffer Inanc (Alle anzeigen)

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.